İçeriğe geç

Yazar: Önder

Hayata Dair – Part 1

Şöyle bir geriye doğru dönüp baktım da dikkatimi çekti, kendime dair birşeyler karalamayalı uzun zaman olmuş. Neden bu kadar uzun zaman olmuş diye düşündüm ama net bir cevap bulamadım. Birazcık bunları anlatmak istedim. Dilim döner de becerebilir miyim orası muamma..

Aslında düşüncesiz değilimdir, en az standart bir insanın olduğu kadar. Boş boş konuşmayı da sevmem, yine aynı şekilde standart bir insanın yapabildiği kadar. Bu gerçeklerin ışığında standart bir insan olduğum düşüncesini benimsemiştim, ta ki kısa zaman öncesine kadar. Standart bir insan değilmişim aslında. Ben sadece hayatın monoton döngüsü içerisinde kalmış ve artık lazım olmadığını zannederek düşünmeyi unutmuşum. Düşüncesiz miyim? Hayır, sadece düşünmemişim. İhtiyaç duymamışım. Kendi kendime kalıp da şöyle kendimle bir hasbihal edememişim. Niye edememişim veya neden etmemişim buna da bir cevabım yok.

Alışık olduğumuz ve çoğumuzun içerisindeyken kendini güvende hissettiği dar bir çerçeve içerisinde dönüp durmaktan, sorgusuz sualsiz önüne gelenle idare etmeye çalışan, sadece bir kere yaşayacağını bildiği halde boş bir ömür sürmeyi hiç dert etmeyen insanlar olmuşuz. İşin daha kötüsü bunu hayat standardı haline getirmişiz. Tahminen aynı döngü içerisinde ben de itinayla yerini alanlardan olmuşum. Halbuki küçüklüğümüze döndüğümüzde hepimizin kafasında özel biri olduğuna dair düşünceler vardır. Hepimiz küçükken büyük şeyler başaracak veya büyük güçlere sahip olacakmışız gibi hayaller kurarız. Olayın sosyolojik boyutunu aslında incelemek lazım. Çoğunluğun hayatının ilk evrelerinde benimsediği bu düşünceler nasıl oluyor da belli bir süre sonra tamamen çıkıyor hayatından.

Şahsi çözümlemem; doğuyorsun, belli bir yaşa gelip okula başlıyorsun, okul bitiyor iş hayatına atılıyorsun, yine normal döngü içerisinde yerine getirmen gereken sorumluluklar zaten otomatik olarak sana bindirilmiş oluyor. Ne olduk, ne oluyoruz demeden kendini belki çocukken kafanda hayalini kurduğundan çok daha uzak bir noktada buluyorsun kendini. Neden? Sahnedeki oyundan payına biçilen rol o kadar çünkü.

Halbuki Victor Hugo ne güzel söylemiş; “Her insan ölür ama her insan gerçekten yaşamaz” diye. Daha fazla bir şey demeden de bu söz zaten sizi şöyle bir silkeliyor. Ot gibi geliyorsun hayata, her şeyden bihaber, bakıma muhtaç, ilgiye hasret. İlgilenmeseler ertesi günü göremezsin büyük ihtimal. Hayvanat kısmı bu kısımda bizden biraz daha şanslı sayılabilir. Onlar bizim kadar bakıma muhtaç başlamıyor hayata. Belki de o yüzdendir ayakları üzerinde daha rahat durabilmeleri. Sorsan besin piramidinin tepesindeyiz, en zeki canlıyız dünya üzerinde.

En zeki canlıyız eyvallah, peki ne işine yarıyor bu kadar zeka? Bakıp ilgilenen olmasa doğmanla ölmen arasında 1 hafta olmaz. Zekisin ya hani, tek başına kalsana hayatta. Yok öyle bir şey. Tek hücreli abidik gubidik virüs hayatta kalıyor, amip, tenya, kedi, köpek, bilimum canlısı hayatta kalıyor ama.

Çok geç oldu belki ama artık anlayabiliyorum sanırım. Nasıl anlayabiliyorum? Bazı sanatçılardan anlıyorum, bazı bilim adamlarından anlayabiliyorum. Hayatında hiç okula gitmediği halde dünyayı değiştirebilecek bir şey yapmayı becerebilen insanlara baktığımda anlayabiliyorum. Esas nokta yaşamak değil kardeşim. Esas nokta boş yaşamamak.

Seni dünyadaki diğer canlılardan ayıran başlangıçta barındırdığın zayıflıkların değil, sonrasında kazandıkların. Misal, standart bir sığır ile arandaki fark bundan kaynaklanıyor. Sığır aklı kesmeye başladığında bile kendine bir yol çizemez. Yem bulursa yer, yem bulamazsa ölür. Hayatı için bir takım radikal kararlar alamaz, almayı düşünmez, radikal kelimesinin anlamını da bilmez muhtemelen. Ama sen alabilirsin. Daha fazlasını da yapabilirsin. Sadece istersen. İster misin peki?

Yok kardeşim, maalesef istemiyorsun. Korkarım ki standart bir sığır ile aranda aslında çok bir fark olmuyor. Bu söylediğim şey genelleme gibi gözükebilir. Çoğu genelleme aslında hatalıdır. İçerisinde baya bir hata payı içerir. Benim genellememdeki hata payını da dünya üzerinde ismi adınıza gelen ve gerçekten fark yaratabilmiş insanları düşündüğünüzde anlayabilirsiniz. Dünyadan bu güne kadar gelmiş geçmiş milyarlarca insan. Yüzde kaçının ismini bugün hatırlayabiliyoruz?.. Yok di mi aklınızda bi oran? Olmaması da çok normal. Zira oran 100.000’de 1 bile değil.

Eceliyle veya başka sebeplerden dünyadan ayrılan bir sığır ile yine herhangi bir sebepten dünyadan ayrılan bir insan arasında ne fark olduğunu söyleyeyim mi size? Bir tanesi transit yolcu, geldiği gibi gideceği belli. Açık ve net. Diğeri ise geldiği gibi gitmeyebilir. Lakin ne kadar acıdır ki geldiği gibi gitmemeyi başarabilenlerin oranı çok düşük.

Mutluyum, çoğunluğun olduğu gruba dahilim. Mutsuzum, kaçınılmaz olarak unutulanlar arasında yerimi alacağım. Birçoğumuzun alacağı şekilde.

Bir umut halen daha bir şeyler yapılabilir tabi. Lakin cidden zor. Binaenaleyh göreceğiz..

-Yıldız Tarihi 2470, Havaalanına Hava Almaya Giden OnHaKa-

Yorum Bırak

Corona Günleri & Güncelleme-5

Resmi kayıtlara göre 256. gününü idrak ettiğimiz Corona belasında ortadaki durum hiç iyi değil. İyileşme veya çözüm adına halen daha somut adımlar atılmadı. Aşıydı, ilaçtı derken net bir çözüme ulaşmış değiliz. Paso çalışmalar var diyorlar ama elle tutulur hiçbirşey yok. Bekleye bekleye 4 aydır güncelleme yayınlamadım ki iyi bir hadise olur da iyi bir haberle tekrar güncelleme yaparım. Kısmet olmadı, olacak mı belli de değil maalesef. Ama karamsarlığa kapılmadık. Elbet birgün düzelecek herşey. Gönül isterdi ki sizlere daha güzel havadislerle gelelim ama olmadı. Üzgünüm.

Daha önceden de söylediğim gibi; Nefes aldığın sürece mücadeleye devam. Gevşemek ve koyvermek yok!

Yorum Bırak

Corona Günleri & Güncelleme-4

Resmi kayıtlara göre mücadelede ilk vakanın tespit edildiği günden bu yana 113. günü geride bırakıyoruz. Şu anda mevcut olan duruma ayna tutabilmek adına güncelleme yapıyorum.

Rakamlar ve gidişat zaten herkes tarafından çok rahat görülebiliyor. Düşme eğilimindeki vaka sayılarında artma söz konusu. 2. dalga gibi değerlendirmek için henüz erken lakin tedbiri elden bırakıyor gibiyiz. Bu gidiş bizi ilerleyen dönemlerde daha fazla rahatsız edebilir. Grafik de bu durumu açıkça ortaya koyuyor zaten.

Daha önceden de söylediğim gibi; Nefes aldığın sürece mücadeleye devam. Gevşemek ve koyvermek yok!

Yorum Bırak

19 Mayıs

Bugün yaşamakta olduğumuz ortam bu tarihten yadigar. Bu tarihten sonra sahip olduk neye sahip olduysak. Öncesinde de sahiplik durumu vardı lakin sahip olan değil sahip olunan bizdik.

Dost acı söyler fakat ben dost değilim, o yüzden daha acısını da söyleyebilirim. Bundan gayrı eline böyle bir ortam geçmeyecek.

Evimiz burası. Tek sahip olduğumuz alan bu kadar. Yardım edin de adam gibi yaşayıp gidelim..

Yorum Bırak

Corona Günleri & Güncelleme-3

Resmi kayıtlara göre mücadelede ilk vakanın tespit edildiği günden bu yana 66. günü geride bırakıyoruz. Tabi Türkiye için konuşuyorum. Genel olarak tablonun gidişine dair bazı bilgiler mevcut. Corona günlerindeki hareket tarzından ziyade bu sefer daha çok tespitleri dile getirelim istiyorum. Şu ana kadar Corona Virüs hakkında edinebildiğimiz ve aşağı yukarı herkes tarafından kesin olarak kabul edilen bazı bilgiler aşağıdaki şekilde:

  1. Kişisel korunma ekipmanları kullanımı ve dışarı çıkmanın kontrollü hale getirilişi vaka sayısında ve vefat eden insan sayısında azalışa sebep oluyor. Grafik ve tablolara bakıldığında da bu durum gözlenebiliyor.
  2. 65 yaş üstü ve 20 yaş altındaki insanlarımızın ilave koruma önlemleri kapsamında sosyal ortamlardan uzak tutulması, sokağa çıkmalarına engel koyulması yüksek risk grubu üyelerini tehditten uzaklaştırıyor.
  3. Corona Virüs tedavisi için halen daha kesinleşmiş bir tedavi metodu mevcut değil.
  4. Corona Virüs tedavisi için halen daha bir aşı mevcut değil.
  5. Corona Virüs tedavisinde birden fazla metod uygulanıyor. Hastanın içinde bulunduğu fizyolojik duruma ve yansıttığı semptomlara göre tedavi şekillendiriliyor. Her hastanın ventilatöre bağlanmayışı, her hastanın hastane ortamında tedaviye alınmayışı vb.
  6. Türkiye olarak virüs ile mücadelede herhangi bir donanım veya bilgi eksikliğimizin olmadığı genel kamuoyu tarafından kabul edilen bir gerçek. Gözüken rakamlar ve hastanelerdeki hasta ve mevcut yatak kapasite durumu buna işaret ediyor.
  7. Corona Virüs ile mücadelede hemen hemen her devlet kurumu ve özel şirket görebildiğimiz kadarıyla elinden geldiğince mücadeleye katkı sağlıyor.
  8. Toplumu oluşturan bireylerin hepsinde Corona Virüs için aynı farkındalık seviyesi mevcut değil.
  9. Halen daha Corona Virüs gerçeğini kabul etmemiş insanlar mevcut.
  10. Filyasyon süreçleri halen daha devam ediyor. Genel olarak tüm vakalara ulaşıldığını teyit eden bilimsel bir veri mevcut değil.
  11. Farkındalık yaratmak için sürecin başından beri hem sosyal medyada hem ulusal medyada bolca yayın yapılarak elde bulunan doğru/yanlış ne kadar bilgi varsa vatandaşa aksettiriliyor.
  12. Hemen hemen her konuda olduğu gibi Corona Virüs konusunda da korkunç derecede bir bilgi kirliliği mevcut. Vatandaş her kanaldan bolca gelen bilgilerden hangisinin ne derece doğru olduğunu anlayamıyor.
  13. Corona Virüs önlemlerinin kapsamı artık daraltılmaya başlandı. Normale dönüş adımları atılmaya başlandı. Lakin bu süreç hem uzun hem de baya kontrollü olmak zorunda gibi gözüküyor.
  14. Genel olarak halkın evde kaldığı süre düşünüldüğünde sabrı iyiden iyiye azalmış gibi gözüküyor. Dünya genelinde de evden artık çıkmak isteyen insan sayısı ciddi miktarlarda.
  15. Siyasi liderler ve figürler bu zorlu zamanlarda bile tam bir uyum içindeymiş gibi gözükmüyor. Halen daha siyasi gündemlerinin farklı olduğu ortada.
  16. Özellikle bu döneme damgasını vurarak kötüleştirici etki yapan Corona Virüs sebebiyle ekonomik göstergeler iyi yönde seyretmiyor. Toparlanabilmek için normale dönüşün bir şekilde yaşanması gerektiği düşünülüyor. Lakin bu süreç ağır ilerliyor.

Evet, genel olarak elde mevcut bilgiler bu şekilde. Çok daha iyi olabileceğimiz gibi çok daha da kötü olabilirdik. Rakamlar ve gidişat zaten herkes tarafından çok rahat görülebiliyor.

Daha önceden de söylediğim gibi; Nefes aldığın sürece mücadeleye devam.

Yorum Bırak