“Bana ne bahardan yazdan, bana ne borandan kardan” şeklinde başlayan pek bilindik bir türkümüz vardır. Ama ben dediğim için kesinlikle çoğumuzun bilemediği veya bir türlü çıkartamadığı bir türkü olur şimdi bu.
Evet, konumuz beklentilerin boş çıkması. Öyle ya da böyle beklentilerle dolu olarak dünyaya geliyoruz. Hatta ölene kadar da bu beklentilerden vazgeçmiyoruz. Yine aynı sebepten acıktığımızda aç karnımızın doyurulması için ağlamak, altımıza sıçtığımızda bezimizin değiştirilmesi için huysuzluk yapmak, bir nesneye zarar verdiğimizde anneye babaya güler yüz göstererek parçanın kurtarabileceğini düşünmek, bunların hepsi birer beklenti.
Peki niye “beklenti” hadisesine bu kadar takılmış halde geliyoruz dünyaya? Ben pek meraklı bir insan olduğum için hiç üşenmeden oturdum araştırdım. Ve nasıl bir sonuca ulaştım dersiniz? Sizin de tahmin ettiğiniz gibi herhangi bir sonuca ulaşamadım. Ülkenin bilim alanındaki yetersizliği ve evdeki tüpümün bitmiş olması yoğun emek ve çabalarımın boşa çıkmasına sebep oldu.
Şaka bir yana hepimiz sürekli bir şeyler istiyoruz. Sürekli mevcut olan şeylerden şikayetçi olup daha iyilerini diliyoruz, hatta dilemekle kalmıyoruz, arasıra bunun üzerinde ısrarcı oluyoruz. Bu ısrarcılık beyin kemiren kelimelerden tutun da duygu sömürülerinin allahına kadar uzanabiliyor. Sonuçta bazen istediğimize ulaşabilsek de çoğunlukla hayal kırıklığı yaşıyoruz. Belki bebek modumuzda ihtiyaçlarımızın basitliği ve giderilmesinin çok zor olmayışı nedeniyle beklentilerimiz karşılanabiliyor ama sonrası için kullanılabilecek en güzel kelime “fiyasko”.
Korkunun ecele faydası yok derler. Veya ben bugüne kadar böyle bir söz var diye sağa sola sarfedip duruyorum. Beklentilerimizin çoğu zaman giderilemeyecek boyutlara ulaştığı gerçeğini bir türlü kendimize kabul ettiremiyoruz. Bütün sorunun kaynağını bu teşkil ediyor. Halbuki şöyle biraz genişçene olabilsek, biraz “ya bu da böyle olsun nolcak ki?” diyebilsek, daha güzel olacak sanki herşey. Yoksa olmayacak mı? Dur ya, bu da bir beklenti oldu. Mütemadiyen beklentileşiyoruz. Kendimize hakim olamıyoruz. Buna birilerinin dur demesi gerek artık. Bekle bekle nereye kadar?
Siz siz olun beklediğiniz şeyleri, beklemediğiniz şeylerin başınıza gelme ihtimalini düşündüğünüzden daha fazla düşünmeyin. Bu sayede hem “yarappi şükür” modunu yakalamış olur hem de olmadık hayallere takılmaktan kurtulursunuz.
Ha şimdi ben beklentisiz bir insan mıyım? Tabi ki değilim. Bu yazıyı burada okuyup da beğenmeyecek kimsenin olmayacağı beklentisi var içimde mesela. Ama normalde olmaması lazım. Ama olmuş bir kere. Olmuş ile ölmüşe çare var mı peki? Yok. O zaman ben yine bir bok yedim. Siz siz olun, benim gibi olmayın. Hadi selametle…
Kenarda unutulmuş bir yazı.. Tarih: 25.06.2006
İlk Yorumu Siz Yapın