İçeriğe geç

OnHaKa Yazılar

Corona Günleri & Güncelleme-2

Evet, mücadelede resmi kayıtlara göre 40. günü geride bırakıyoruz. Eğri oturup doğru konuşmak gerekirse tablo bizim endişe ettiğimiz kadar kötü gitmiyor. Dikkat etmemiz gereken, özen göstermemiz gereken çok şey var ama endişelerimizin bir kısmının yersiz olduğunu görebilecek durumdayız. Sanıyorum mücadelede biraz daha azim gösterebilirsek tabloyu daha kötü yerlere varmadan engellemiş olacağız. Şu anlık tablo aşağıdaki gibi.

Şimdi de gelelim bu mücadele günlerinde psikolojimizin ne gibi bir şekil aldığına.. Evde gün boyu oturup can sıkıntısından patlıyor falan değiliz. Yapacak işlerimiz var, uğraşacak bir dolu şey var. Bundan yana bir sıkıntı yok. En büyük sıkıntı dışarda gezebilme özgürlüğünün elinde olmayışından kaynaklanıyor. Normalde sürekli çıkalım, dolaşalım, gezmelere doymayalım türünden insanlar değiliz çoğumuz. Lakin her istediğinde evden çıkıp rahat rahat gezebilme özgürlüğüne sahip oluşun verdiği bir gönül ve kafa rahatlığı vardı. Şimdi bu hak elimizden alınmış. Çocuklarda gözlemleyebildiğimiz istediğinin olmadığında yaşanan büyük hayal kırıklıkları şu anda biz büyüklerin de üzerinde. Biz büyüklerin dedim de, acaba biz büyükler şimdi çocukları daha mı iyi anlamaya başladık şu sıralar? Özgürlük kavramına da bir başka bakar olduk sanki.

Göz göre göre hayat dışarda akıp giderken, sizin yapabileceğiniz şey çoğunlukla sadece camdan seyredebilmek. İçine girip akışa katılamıyorsunuz yeterince. Bıraksak kendimizi zaman ve mekanın akışına ne güzel olurdu değil mi? Yok işte, olmuyor.

Daha fazla yazıp karamsarlığa davetiye çıkarmayacağım. Doluyuz, lakin dert ve tasa ile dolu olduğumuz kadar umutla da doluyuz. Dünya üzerinde varlığımızı sürdürdüğümüz sürece umut her zaman var olacak. Kendinizi bırakmayın umudun içinde bulunmadığı hiçbir düşünceye. Koyver gitsin dedikleri şeyi koyvermeyin.

Nefes aldığın sürece mücadeleye devam. Ne kadar da garip değil mi? Şu anda mücadele ettiğimiz şey de tam manasıyla nefesimizi kesmeye çalışıyor..

Yorum Bırak

Corona Günleri & Güncelleme-1

Corona belasıyla uğraşmaya ülkece başlayalı sanırım bu 25. gün. İlk vakanın görüldüğü 11 Mart tarihinden bu yana baya bir mesafe katettik demeyi inanın çok isterdim lakin görünen o ki daha mücadelede yeterince mesafe katedemedik. Çok daha sabırlı ve mücadeleci olmak zorundayız. İnsanlara evlerinden çıkmamaları söyleniyor lakin nedense dışarı çıkmakta ısrarcı olan insanlar mevzubahis. Kendileri dışarı çıktıkları yetmiyormuş gibi dışardan topladıklarını da evlerine getiriyorlar lakin haberleri yok. Kötü ve üzücü durumları yaşamak istemiyoruz. Bu zor zamanları sağ salim atlatmak istiyoruz. Gelin görün ki insanlarda bu anlayış ve inancı gözlemleyemiyoruz.

Sabahtan akşama kadar bütün yazılı ve görsel medyada bas bas bağırıyorlar. Yapmayın etmeyin diye dil döküyorlar. Artık bir zahmet durumun ciddiyetinin farkına varalım. Çok acil ve elzem değilse evimizden çıkmayalım. Mutlaka çıkmak zorundaysak bütün anlatılan hijyen şartlarına harfiyen uyalım. Aşağıda durumun gidişatını ve vahametini gösteren tablo mevcur. İnceleyin. Yalvarıyoruz artık, yardımcı olun durdurmamıza..

Sağlıcakla ve esen kalın..

OnHaKa – Mücadelenin 25. günü

Yorum Bırak

Corona Günleri

Evet, komple bütün dünya olarak gündemimiz Corona Virüs (Covid-2019). Koskoca dünyanın, içindeki tüm insanlarla beraber karşı karşıya olduğu müsibete bakar mısınız?

Dünyada, dünya kadar derdimiz sıkıntımız varken, geçinebilmek için gırtlağa kadar borçla canhıraş çalışırken, bir de yüzleşmek zorunda olduğumuz müsibete bakar mısınız? Şimdi bu sebeple hayattan da koptuk..

Hayır, bakmak istemiyorum. Günden güne daha kötüye gidiyor herşey. Felaket tellallığı yapmak istemiyorum lakin görünen köy kılavuz da istemiyor. Rakamlar ortada, gidişat belli..

Kimilerine göre Allah belamızı verdi, kimilerine göre ise bu bir biyolojik savaş.

Allah yardımcımız olsun, işimiz gerçekten zor.

Yorum Bırak

Gelişigüzel..

Her düşündüğün dökülür mü dilinden? Her aklına geleni yazabilir misin? Ne söyleyebilirsin ne de yazabilirsin çoğu zaman..

Sözlere dökemediğin, kelimelere yansıtamadığın, seni kilitleyebilecek kadar sıkıntı yaratan düşüncelerin kendini ifade edişi için senin uğraşmana ihtiyaçları olmaz. Kendinde bilmediğin, farkında olmadığın bir şair dilegelir, bir yazar şahlanır istemsizce. Senelerce okumuş etmiş olmana gerek yok, kıraç bir anadolu yöresinden kopup gelmiş olsan bile içinde yatan belki bir Aşık Veysel vardır bilemezsin.

Kimisine de zor gelir kendini ifade etmek. Hep dertlenir de etrafına “ben çok doluyum da kendimi anlatamıyorum” der. Yok kardeşim, o iş öyle değil. Zekadan ziyade duygudur seni besleyen, dilden dökülen. Dışına doğru yansıyan düşüncelerinden önce duygularındır.

Hislerine tercüman olmak diye bir söz vardır. Hislere tercüman falan olunmaz. Hisler kendilerini yine kendileri anlatır. Sen ona pek birşey katmazsın. Kendini ifade edemediğini söyleyenler var ya? İçinde yaşadığını, aklından geçeni paylaşmayan değil, bildiğin düpedüz herşeylerini paylaşmaktan kendilerini alıkoyanlardır onlar.

Şu fani dünyadan gelip geçmiş insanları düşünün. Bildiklerini, hislerini sadece kendilerine saklayanları mı hatırlıyoruz? Yoksa paylaşanlar mı aklımızda kalanlar?

Anladınız demek istediğimi..

Yıldız Tarihi 2469, Yalnız saatlerden birinde..

Yorum Bırak

Tekrar Merhaba

Yeni bir arayüz ile (aslında eski web sayfasının buraya şekil olarak modifiye edilerek taşınmış hali) karşınızdayız. İnanın çok uzun ve zorlu bir tasarım sürecinden sonra (ki bu da yalan) bu hale getirebildik.

Yorum Bırak