İçeriğe geç

Kategori: Personal

Maziye şöyle bir bakıver

Tekrardan merhabalar,

Maziye şöyle bir bakıver diye bir şarkı kulağıma çalındı da ben de merak ettim. Açtım baktım; ben bu bloğa başladığımdan bu yana neredeyse 9 sene geçmiş. İşin enteresanı ben bu bloğa başladığımda burası wordpress de değildi. MSN Spaces denen bir olay vardı. Orası daha sade ve yalın bir durumda olduğu için yazmak, çizmek kolaydı. Sonra bir gün bu wordpress’e devrettiler herşeyi. Ne olduysa o zamana oldu. İş daha bir profesyonelleşti ve tabi beklendiği üzere ben de hiç sallamadım. Kırk yılda bir kafama göre yazdım, önemli gündemlere değinmedim, blog’u herhangi bir amaç için kullanmadım/kullanamadım, belki kullanmayı düşündüğüm zamanlar da olmuştur ama sonra geçti. Tamamen herşeyden alakasız ve kel alaka ne varsa geçmişe dönük incelediğinizde bulabilirsiniz. Benim yeri geldiğinde ne kadar güzel saçmalayabildiğimi veya nelere takılı kaldığımı da görebilirsiniz. Lakin bir tek şeyi göremezsiniz, o da düzen. Düzen karşıtı bir insan olduğumda değil. Tam aksine süper düzenliyimdir. Kağıt parayı bile cüzdanıma Atatürkleri aynı yöne bakacak şekilde dizerim. Tabi bu bloğa başladığımda cüzdan kullanmıyordum. Ortaokul 3. sınıfta falandım sanırım onu kullanmayı bırakalı. Lakin olsun, eğer kullansaydım kesin öyle dizerdim. O kadar çok parayı bulup cüzdana da koymak lazım tabi bunun için. O da genelde bende olmuyor.

Anladınız siz hadiseyi. 10 küsür sene önce kafama göre yazıp çizerim hevesiyle açılmıştı burası. Şimdilerde moda oldu bloglar, herkes blog yazarı, heryer blog. O yüzden benim için artık blog başka bir şey. Katiyen bağlayıcı değil, katiyen stabil değil. İlerde bu hadiseyi becerip adam gibi kullanabilmeyi diliyorum, amin.

Nostaljik bir imzayla yazımıza son verelim, sağlıcakla ve esen kalınız..

Yıldız Tarihi 2463,  Kafayı Boğa Takım Yıldızına Takan Adam

Yorum Bırak

Barış’lı zamanlar

Hiç unutmuyorum, televizyon denen olay içerisinde o dönem izleyecek neredeyse hiçbir şey olmaması sebebiyle tanıdık biz aslında Barış Manço’yu. O zamanlar telekomünikasyonun sadece İstanbul ve Ankara gibi şehirlerde fayda sağladığını, diğer anadolu kentlerinde pek bir anlam ifade etmediğini hepimiz iyi biliyoruz. Kendi aslında koca bir ses sanatçısı, şair ve gönül adamı olmasına karşın biz onu ücra anadolu kentlerinde iyi tanıyamadık, belleyemedik. Ne zaman ki her eve televizyon girdi, ne zamanki televizyonda mecburi istikamet icat olundu. O zaman tanıdık. Halbuki ne kadar da geç tanımışız, haberimiz olmamış..

Neredeyse çocukluğundan beri müthiş işlere imza atan, ülkede daha önce kimsenin yapamadıklarını yapmış, tüm bunları yaparken bir yandan da göreni kendine hayran bırakmış böyle cici bir insanı adam gibi tanıyamadan kaybetmiş olmanın acısını bu açıdan bakarsanız daha da derinden hissedersiniz. Radyo’da veya televizyonda bir şarkısını, klibini denk gelmenin sizleri nerelere götürdüğünü tarif etmek zor. 1999 senesindeki vefatına kadar yaşadığı süre içerisinde ona yetişmiş olabilenler, az da olsa hayatta olduğu döneme denk gelenler çok şanslı. Sene 2012, onun yokluğunun 13. senesi.. Ben sadece 12-13 senesine şahitlik edebildim. Şanslıyım..

Ne kadar çok sevildiğinden hiç bahsedecek değilim Barış abi. “Nereden düştüm aklına?” diye hiç sorma. Sen aslında bazı akıllardan hiç çıkmıyorsun..

Yorum Bırak

Yalın ve Yalnız

Uzun zaman üstüne tek başına kalınca bir tuhaf oldu içim. Meğerse varlıkları ne kıymetliymiş gidenlerin. Dünya da öyle değil mi zaten? Sevdiğiniz biri bu diyarları ölerek veya uzak bir yere giderek terkedince sanki sizin de bir parçanız onunla beraber gidermiş gibi olur. Lakin ne hikmetse aradan  belirli bir zaman geçince o gidenler sanki hiç varolmamış gibi olur. Bu da bizim sahtekar taraflarımızdan sadece biri. Gözden uzak olan gönülden de uzak olur derler ya hani; onun Türkçesi aslında “yanımda değilsen umrumda da değilsin” gibi bir şeydir. Kendine bile doğruları söylemekten aciz insan tutar buna böyle kılıflar hazırlar; hani böyle deyince çok naif ve kulağa incitici gelmiyor ya. Genel olarak aptallık düzeyi akıllılık düzeyinin üstünde olan insanlar o yüzden bu dünyada daha mutludur, çoğu zaman kendilerine gıpta eder, “ulan inşallah ben de bu açıdan böyleyimdir” dediğim zamanlar olur. Aziz Nesin demişti, millet üzerine yürümüştü. Yakmaya falan çalıştılar, olmadı beceremediler. Kendi başına ölmek durumunda kaldı adamcağız. Lakin durup da kendine kimse mi sormadı bu soruyu? Tabiki sordu, cevabını da aldı. Aldığı cevap çok zoruna gitmiş olmalı ki sonrasında kendiyle bile bunu paylaşamadı.. Aha ben diyorum işte, benden başlayarak böyle bu insanoğlu. Neden bakıyorsun öyle? Ne bekliyordun ya? Biraz daha pohpoh falan mı 🙂 Çok beklersin valla. Ben de bekliyorum hem, yalnız kalmamış olurum. Şafak kaç bugün ayrıca? Çok bir şey kalmadı be oğlum, sık az daha dişini..

Son olarak; tek kalmamalı insan. Yalandan bile olsa olmalı birileri yanında. Bağırmalı çağırmalı gerekirse, yakasına yapışmalı belkide. Ama olmalı birileri..

– OnHaKa – 41.009415,39.613168

Yorum Bırak

Yok böyle bi kafa..

Kafası güzel bir milletiz diye düşünüyorum,

Tepki gösterilecek şeylere sessiz kalırken,

Alakasız şeylere olmadık tepkiler veriyoruz.

Belkide bende gariplik bilmiyorum..

 

Kafası güzel bir milletiz diye düşünüyorum,

Yemek yapmadı diye karısını öldüren,

Namus cinayeti diyip içinden çıkan,

Vatandaş yani bu, ha sen ha ben..

Yorum Bırak